Gölge: Kendinde Görmek İstemediğin Yan
Bazen bir insanın tek bir hareketi, olması gerekenden fazla rahatsız eder.
Toplantıda kendini fazla öne çıkaran biri. Sürekli kendinden bahseden bir tanıdık. Hiç suçluluk duymadan hayır diyebilen bir arkadaş. Ortada büyük bir haksızlık yoktur. Kimse sana bir şey yapmamıştır. Ama içinde orantısız bir tepki belirir.
“Nasıl bu kadar rahat olabiliyor?”
“Ben olsam yapamazdım.”
“Bu kadar da olmaz.”
Sonra o tepkinin şiddetine kendin de şaşırırsın. Çünkü tepki, olayın büyüklüğüyle uyuşmaz.
Jung'un psikolojisinde bu anlar önemlidir. Çünkü bazen karşımızdaki kişiyle değil, kendimizde tanımadığımız bir yanla karşılaşıyoruzdur.
Jung, kişiliğin bilince kabul edilmeyen kısmına gölge adını verdi.
Gölge, kötülük demek değildir. Kişinin kendi benlik imgesine sığdıramadığı her şeydir. Zamanla dışarıda bırakılmış, ama yok olmamış olan.
Bir insan büyürken bazı yanlarının sevildiğini, bazılarının ise sorun çıkardığını öğrenir. Öfkelenmek tehlikeliyse öfke saklanır. İhtiyaç belirtmek yük olmaksa ihtiyaç susturulur. Parlamak gösteriş sayılıyorsa hırs bastırılır. İstemek bencillikse arzu perdelenir.
Bunlar kaybolmaz. Sadece bilincin dışına çıkar.
Jung'a göre insan kendine bir yüz kurar. Sosyal hayatta taşıdığı, uyumlu, tanınabilir bir yüz. Buna persona dedi. Persona ne kadar dar kurulursa, dışarıda kalan alan o kadar geniş olur. Gölge de tam olarak orada durur.
Gölge doğrudan konuşmaz. Genelde başka bir yerden görünür.
En sık göründüğü yer yansıtmadır. İnsan kendinde reddettiği şeyi başkasında görür ve orada şiddetle rahatsız olur. Kendi hırsını tanımayan biri, hırslı insanlara karşı ölçüsüz bir öfke duyabilir. Kendi ihtiyaçlarını bastıran biri, ihtiyacını rahatça söyleyenleri yüzsüz bulabilir.
Jung burada dikkat çekici bir şey söyler. Başkalarında bizi rahatsız eden şey, kendimizi anlamamız için bir kapı olabilir.
Gölge başka biçimlerde de görünür.
Kendine hiç yakıştıramadığın ani bir çıkış. Uzun süre kontrollü kaldıktan sonra gelen taşma. Aynı ilişki kalıbının farklı insanlarla tekrar etmesi. Kendi kararını sabote etmek. Nedeni belirsiz bir yorgunluk.
Bastırılan şey yok olmaz. Sadece dolaylı yoldan hareket eder.
Peki Jung neden bu yandan başlanmasını istedi?
Jung'un merkezî kavramı bireyleşmedir. Kişinin kendindeki bölünmüş parçaları tanıyarak bütün bir insan hâline gelme süreci.
Bireyleşme, daha iyi bir insan olmak değildir. Daha bütün bir insan olmaktır. Jung bu ayrımı özellikle vurguladı. Amaç kusursuzluk değil, tamlıktır.
Ve bu sürecin ilk basamağına gölgeyi koydu. Çünkü insan tanımadığı bir şeyle ilişki kuramaz. Kendinde olduğunu kabul etmediği bir yan, onu içeriden yönetmeye devam eder.
Jung bunun kolay olmadığını da söyledi. Gölgeyle çalışmak zihinsel bir alıştırma değildir. Ahlaki bir çaba ister. Çünkü insan burada kendine dair hoşuna gitmeyen şeyleri görmek zorunda kalır.
Bakılmadığında ne olur?
Görülmeyen gölge kaybolmaz. Dışarı taşınır.
Kişi kendi öfkesini tanımadığında dünyayı öfkeli bulur. Kendi rekabetini görmediğinde herkesi rakip sanır. Kendi ihtiyacını inkâr ettiğinde ihtiyaç belirtenlere tahammül edemez.
İlişkilerde bu, sürekli tekrar eden aynı çatışmaya dönüşür. İçeride ise bölünme hissine.
Bir de sessiz bir maliyeti vardır. Bir şeyi bilincin dışında tutmak sürekli iş ister. İnsan kendinin bir kısmını taşımamak için ciddi bir enerji harcar. O enerji genelde yorgunluk olarak hissedilir ama nereden geldiği anlaşılmaz.
Bakıldığında ise birkaç şey yavaşça yerinden oynar.
Tepkiler küçülür. İnsan kendinde tanıdığı bir şeyi başkasında gördüğünde daha az sarsılır.
Benlik algısı gerçekçileşir. Kişi kendini ne fazla yüceltir ne fazla yerer. Kendi hakkında daha az abartılı bir hikâye taşır.
Bastırma için harcanan enerji serbest kalır.
Bastırılan yanın içindeki işlevsel kısım geri döner. Öfke sınıra dönüşebilir. Hırs yön duygusuna. İstek, canlılığa. Jung gölgenin yalnızca istenmeyen malzemeden oluşmadığını, orada yaşanmamış ve gelişmemiş potansiyelin de durduğunu söyledi.
Başkalarına tahammül artar. Kendi karanlığını tanıyan insan, başkasınınkinden daha az korkar.
Gölge çalışması kendini eleştirmek değildir. Kendini suçlamak, gölgeyi görmenin değil, ondan kaçmanın bir biçimidir.
Başlangıç genelde küçük bir yerdedir.
1. Orantısız tepkilerini fark et. Seni gereğinden fazla rahatsız eden kim ve ne yapıyor?
2. O kişide rahatsız olduğun özelliği adlandır. Tek kelimeyle.
3. Sonra sor. Bu özellik bende hangi biçimde var olabilir?
4. Devamını sor. Bu yanım ne zaman, kimin yanında sorun oldu?
5. En sonda sor. Bu yanın işlevsel hâli ne olurdu?
Bu sorular hemen cevap vermeyebilir. Zaten amaç hızlı bir sonuç değil. Amaç, bir yanını düşman olmaktan çıkarmak.
Küçük bir not. Gölgeyle çalışmak bazen eski ve ağır malzemeye dokunur. Bu iş yalnız yapılmak zorunda değil. Zorlandığın bir yere geldiğinde bir uzmanla ilerlemek süreci yavaşlatmaz. Genelde güvenli kılar.
Jung'un işaret ettiği şey basitti ama kolay değildi.
İnsan, kendinde reddettiği şeyle ilişki kurmadan bütün olamaz.
Kendinde görmek istemediğin yan senin düşmanın değil. Uzun zaman önce yer bulamamış bir parçan.
Ve çoğu zaman, geri döndüğünde yanında bir şey getirir.

Yorumlar