Bir Şey İstemek Neden Bu Kadar Zor?
Yardım isteyebileceğin bir an oldu ve istemedin.
Belki bir iş yetişmiyordu. Belki taşıdığın şey ağırdı. Belki sadece birinin yarım saatine ihtiyacın vardı. İstemek bir an aklından geçti. Sonra kendiliğinden söndü.
“Herkesin kendi derdi var.”
“Zaten hallederim.”
“Şimdi sırası değil.”
Cümleler makul görünür. İçlerinde bir doğruluk payı da vardır. Ama aynı cümleleri yıllardır kuruyorsan, orada nezaketten başka bir şey çalışıyor olabilir.
İstemekte zorlanan insan genelde utangaç değildir. Çoğu zaman tam tersi. İşini iyi yapan, sorumluluk alan, etrafındakilerin güvendiği biridir. Zorluk sosyal değildir. Daha içeride bir yerdedir.
Bir şey istemek, ihtiyacını görünür kılmak demektir. Bazı insanlar için ihtiyaç, uzun zaman önce güvenli olmaktan çıkmıştır.
Çünkü istemek bir cevabı da beraberinde getirir. O cevap hayır olabilir. Ve bir insan çocukken ihtiyacını söylediğinde yorgun bir yüzle karşılaştıysa, hayır sadece bir cevap olarak kalmaz. Kendisi hakkında bir bilgiye dönüşür.
Sonra çocuk bunu çözer. İstemezse reddedilmez. Kolay olursa yük olmaz. Kendi başına hallederse kimseye bir şey borçlanmaz.
Bu, o zaman işe yaramış bir çözümdür. Sorun, çözümün kişiyle birlikte büyümesidir.
Yetişkinlikte artık kimse ona bir şey isteme demez. Ama cümle ağızda şekillenirken araya bir şey girer.
İstemek zorlaştığında ihtiyaç kaybolmaz. Başka biçimlerde konuşmaya başlar.
İma etmek. Doğrudan söylemek yerine ortama bırakmak, karşıdakinin anlamasını beklemek.
Peşinen kaçış yolu sunmak. “Çok da önemli değil, boş ver” diye biten bir cümle. İstek daha söylenirken geri çekilmiştir.
Fazla vermek. Bir gün karşılığı gelsin diye değil, istemek zorunda kalmamak için.
Ve en sık olanı, yalnızca acil hâle geldiğinde istemek. Çünkü acil olduğunda istemek meşrulaşır. İnsan kendine ancak o zaman izin verir.
Bunun bir bedeli vardır ve genelde sessizdir.
İlişkiler tek yönlü kalır. Karşındaki seni yalnızca güçlü hâlinle tanır. Bu, sevildiğini hissetmeyi zorlaştırır. Çünkü sevilen şeyin tamamın olmadığını içten içe bilirsin.
Bir de kırgınlık birikir. Hiç haberi olmayan insanlara karşı. Sen istemedin, onlar bilmedi, ama içeride bir hesap tutuldu.
Peki istemeye başlandığında ne değişir?
Karşındaki insana bir şans verilir. Bir şeyi verebilme şansı. İnsanlar çoğu zaman bunu ister, sen sormadığın için bilemezler.
Hayır daha küçük olur. Somut bir isteğe verilen hayır, kişiliğe verilmiş bir cevap değildir. Zamanlamayla, imkânla, o günün yüküyle ilgilidir.
Ve taşıdığın yük gerçek ağırlığına döner. Bir şeyi tek başına taşımak, ağırlığına bir de yalnızlığı ekler.
Başlangıç genelde küçük bir yerdedir.
1. Son zamanlarda isteyip vazgeçtiğin bir şey neydi?
2. Vazgeçerken kendine ne söyledin? O cümleyi kelimesi kelimesine hatırla.
3. O cümleyi ilk nerede duydun?
4. İstesen ne olurdu? En kötü ihtimali sonuna kadar düşün.
5. Bu hafta kimden, ne kadar küçük bir şey isteyebilirsin?
Son madde önemli. İstemeyi büyük bir şeyle denemek gerekmez. Zaten en zoru orada değil. Zor olan, ihtiyacın olduğunu kendi kendine kabul etmek.
İhtiyacını söylemek karşındakine yük bindirmek değil.
Uzun süredir tek başına taşıdığın bir şeyi ortaya bırakmak.
Ve çoğu zaman o şey, sandığından daha az yer kaplar.

Yorumlar