Başarının Ardından Gelen Boşluk
- Burcu Özdemir
- 1 Tem
- 1 dakikada okunur
Bir hedefe aylarca, belki yıllarca yürüdüğünde, zihnin genelde varış anını hayal eder. Orada bir rahatlama, bir doluluk olacağını düşünürsün. Ama bazen tam tersi olur: hedefe ulaştığın gün, beklediğin sevinç yerine tuhaf bir sessizlik gelir.
Bunun bir adı var aslında — varış yanılgısı (arrival fallacy). Zihnimiz bir hedefi, ona ulaşınca her şeyin değişeceği bir eşik gibi kurar. Oysa hedefe ulaştığında değişen çoğu zaman dışarısı değil, içeride açılan bir boşluktur: seni aylarca ayakta tutan yapı — o net hedef, o gündelik uğraş, o henüz bitmedi hissi — birden ortadan kalkar. Ve altında ne olduğunu göremezsin, çünkü bakma fırsatın hiç olmamıştır.
Doktora, bir kitap, bir kurum kurmak, uzun bir tedavi süreci — hangi biçimde olursa olsun, seni uzun süre taşıyan büyük bir hedefin ardından gelen bu boşluk, başarısızlık değildir. Tam tersi, bir çeşit yasla ilgilidir: o kadar uzun süre olmak istediğin bir versiyonuna doğru yürüdün ki, oraya vardığında geride bıraktığın süreç için de bir vedaya ihtiyacın var — kimse bunu senden istemedi ama zihin öyle çalışıyor.
Belki de şu an tam da bunun ortasındasın — dışarıdan bakıldığında başardın, ama içeride bir şeyin eksik olduğunu hissediyorsun. Bunu fark ediyor olman, bir şeyin bozuk olduğu anlamına gelmiyor; sadece uzun süredir taşıdığın bir yükün artık orada olmadığını, ve bedeninin ve zihninin bunu henüz nereye koyacağını bilmediğini gösteriyor.
Belki ilk adım, bu boşluğu hemen doldurmaya çalışmamaktan geçiyor. Yeni bir hedef koymadan önce, biraz burada kalmak — şimdi ne hissediyorum sorusuna gerçekten zaman tanımak.
Sen de büyük bir hedefin ardından böyle bir sessizlik yaşadıysan, yalnız olmadığını bilmeni isterim.

Yorumlar